Ana Sayfa Söyleşiler Bilgelik Üniversiteler ve Bilim. Ömer Özyılmaz, Salih Aynural ile..

Üniversiteler ve Bilim. Ömer Özyılmaz, Salih Aynural ile..

Levent Ağaoğlu – Çok aydınlatıcı kavramlar kullandınız. Ben sizin kavramlarınızdan çıkıp çok kısa bir soru soracağım. Özü olduğunu düşündüğüm için yoksa kafamda çok sorular var. Şaban Bey bahsetti, sahada olmak, Ömer Bey bahsetti Avrupa’da bu üniversitelerin oluşumu. Salih Bey siz bahsettiniz, gündelik düşüncelerle hareket etmemek, buradan çıkan şu, talep eden kimdi. Avrupa bu üniversite düşüncesini İslam’dan alıyor. Ama ben burada talep konusunun önemli olduğunu düşünüyorum, yani Avrupa’da üniversiteler oluşurken talep eden kimdi? Bunu sanayici mi talep etti?

Bunu çok önemli bir soru olarak addediyorum. Dünya’da 500 üniversitenin içinde Türkiye’den seçilen üniversite ki, dünyanın 16. büyük ekonomisinden bahsediyoruz. Sıkı durun,  seçilen üniversite Boğaziçi Üniversitesi, onun da bulunduğu sıra 190, Boğaziçi Üniversitesi rektörü de çıkıyor, bununla övünüyor. Türkiye’den biz seçildik, diyor. Şimdi burada talep noktasına geliyorum. Yani hocam, Ömer hocam, Salih Bey sizde bir eklerseniz bir iki şey çok sevinirim. Talebin ben burada itekleyici güç olduğunu düşünüyorum. Orada Avrupa’da bunu sanayici mi talep etti, 11. yüzyılda yoksa oradaki Oxford üniversitesini, Bologna Üniversitesini kim kurdu, oradaki ticari sanayi erbabı mı kurdu?

Ömer Özyılmaz  – Çok soru kafanızda oluştuysa buna sevinirim. Bu tür toplantılarda bütün işleri halledersek bu bir işe yaramaz, ama kafanızda çok soru oluşturursak, ben onu daha da önemserim onu söyleyeyim. Oxford kurulurken, Bologna kurulurken henüz sanayi yok Avrupa’da, sanayi Bern üniversitesinin kuruluşu sırasında vardı, yani 1800’lerde başlamıştı. O da Almanya’dan ziyade İngiltere’de başlamıştı. Kim talep etti? Aslında bunu incelemek lazım, ancak şu var, arkadaşlar biraz önce konuları özet geçtiğim için söylemedim.

1800’lü yıllarda da Osmanlı’da medreselerin -bugünkü halinden memnun değiliz, artık bir şey üretmiyor, medreseyi daha iyi hale nasıl getiririz- diye medrese içerisinde ıslahat komisyonu oluşturuluyor. Avrupa’da da bu var, yani o dogmaları okuyan insanlar, -yeter artık yıllardır aynı şeyi okuduk, okuduk- diyorlar. Ama doğrusu ben bu konuda ilk kim incelemiş diye üzerinde durmadım. Fakat bunu gerçekleştiren Berlin Üniversitesini kurarken üniversiteye yeni bir fonksiyon katan ekip oturmuşlar, çalışmışlar birçok yenilik böyle olmuş zaten.

Şu telefonda ilk çıktığı zaman koskoca bir kutuydu, bir iki fonksiyonu vardı ama şimdi daha modern bir hale geldi ve yüzlerce fonksiyonu var. Bunun üzerinde çalışanlar mı geliştirdi yoksa kullanıcılar mı talep etti, bunu çok bilemeyiz ama gelişti. Üniversitenin kuruluşunda da toplumsal talep var, mevcuttan bıkma var, insanın yenilik ihtiyacı var. Yani yenilik, üretmek fıtridir. İnsanın doğasında vardır bu. Bunun gibi konular insanları harekete geçirmiştir. Ve sürekli gelişme, ilerleme anlayışını da buna katarak bunun üzerine çalışılabilir.

Salih Aynural – Avrupa’da sanayileşme döneminde dikkat ederseniz, uçaktan, mekikten tutun, buhar meselesi gibi şeyleri daha çok sanayi içerisindeki insanların, yani üniversite tarafından gelişmekten daha çok oradaki insanların ön plana çıktığını görüyoruz. Ama tabii burada şu var. Sanayicinin de belli bir dönemden sonra üniversiteyle birlikte işbirliği yapma düşüncesi çok önemli. Yani sanayicinin herhangi bir üniversiteyle çalışma içerisine girdiği zaman, buraya harcanacak paranın boşa gitmeyeceği fikri çok önemli. Bunun bir yatırım olduğu düşüncesi çok önemli. Biz de işte sanayicimizin Ar-ge noktasında üniversitelerle ilişkilerinde harcayacağı parayı yatırım olarak görme oranı çok düşük. Bunu yatırım olarak görmezseniz bunu boşa gitmiş bir harcama olarak algılarsanız, o parayı kolay kolay çıkarıp da Ar-ge’ye yatıramazsınız. Bizim Türkiye’deki temel sorunumuz bu. Biz Gebze yüksek teknolojideyken hocalar sanayiye gidiyor, size nasıl katkı sağlayabiliriz, diyorlardı. Ama biz hazır paket olarak alıyoruz derseniz, araştırma  olmayan bir yerde de bir sonuç ortaya çıkmıyor.

 

leventagaogluhttps://www.agaoglulevent.com
Düşünür, Araştırmacı Yazar, Şair. 1983 yılından buyana ihracat profesyoneli olarak çalışan Levent Ağaoğlu, 1997-2001 yılları arasında Hong Kong’da yaşadı; yaklaşan Büyük Asya Yüzyılı’nın ayak seslerini duydu hep. İsmail Gaspıralı’nın “Dil’de, Fikir’de; İş’te Birlik” idealinin peşinde koşarak Türk Evi, Düşünce ve İş Ocağı kitap serileri üzerinde çalışıyor; mütefekkir ve müteşebbis gözlem ve birikimlerini yazıya geçiriyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

TWITTER

Son Eklenenler