Ana SayfaBilgelikBilge’lerFarabi (870-950): İlmin, aydınlanmanın ve anlamın felsefesi

Farabi (870-950): İlmin, aydınlanmanın ve anlamın felsefesi

“Düşünmek ruhun kendi kendiyle konuşmasıdır…”
Çok konuşanı az dinlemek lazım
Toplum adalet ve sevgi ile mutlu olur
İnsanın kaderi bildikleri ile doğrudan doğruya ilintilidir. Bilmek, insanın tercihlerini daha iyi yapabilmesini sağlar
Bazı insanların kılavuza ihtiyacı yoktur. Bazı insanların ise çok fazla ihtiyacı vardır.
İlmi arayınız, ilmin peşinden sürükleniniz. Sizi en yükseği taşıyacak olan şey ilimdir.
Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun?
İnsanlar birbirini sevmekle mükelleftir. Sevgisizlik tüm kötülüklerin temelidir.
İnsan dostlarından ibarettir.
Birbirlerine yardım eden insanların olduğu bir toplum, en mükemmel toplumdur.
İnsan kendi hakikatinin önünde bir engeldir.
İnsan bir şeyi yapmaya kendini zorlamadıkça, her zaman kolay olan neyse o yönde hareket eder.
Sohbeti faydasız insanlardan uzak dur.
Bazıları uyanıkken de hiçbir şey görmez.
Mükemmel olan amaçlar, güzel olan amaçlardır.
Bilmek için ilme önem veriniz.
Güzel olan erdemli amaçlardır.
Kötü insan, ruhu ile ilişkisini kaybeden insandır.
Cahil insan kimdir? Cahil insan aklını kendine eğitmek ve öğrenmek için kullanmayan insandır.
Sende olanı paylaşmayı bilirsen mutlu da olursun.
Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir.
Fazlalıkları ve kendini meşgul eden her şeyi bırakırsan, huzuru yakalarsın.
Sevgi dönüştürücüdür. Mutlak iyiliktir. Sevmeyi ve sevilmeyi bilmeyen bunu bilmez.
Devlet insanlar için vardır.
Kötülük, seçme ve iradenin bir ürünüdür.
Saygı bir toplumun en olmazsa olmaz direğidir.
Sevmek, değer vermektir.
Akıl, insanın sahip olabileceği en yüce değerdir.
Aklını kullanamayan insan karanlığın içinde kalacak ve hiçbir şey görmeyecektir.
Kötü ya da iyi hissetmenizin nedeni düşündüğünüz şeylerdir. Çünkü hissetmek düşünmekle başlar.

***********************************************

“Düşünmek ruhun kendi kendiyle konuşmasıdır…”

Türk bir ailenin çocuğu olarak bin yüz elli yıl önce dünyaya gelen ve hayatı boyunca müzik, felsefe, botanik, matematik ve mantık alanında sayısız eserler kaleme alan Farabi, ilim ve düşün dünyasında “öğretmen” kabul edilen Aristoteles’ten sonra “ikinci öğretmen” kabul edilmiştir.

Sadece filozofları değil, sayısız bilim adamını da derinden etkilemiş, akımların ve icatların ilham kaynağı olmuştur.

Varlıklı bir ailenin ferdi olarak saraya yakın olmasına rağmen siyasi iradeyi tamamen reddedip kendini ilme adamıştır. Günde yalnızca bir öğün yemekle hayatını sürdüren Farabi, zamanının her saniyesini ilimle geçirmeye gayret göstermiştir.

Çünkü Farabi’ye göre insan ilmi aramakla mükelleftir. İlmi bulmak, onu öğrenmek ve onu anlatmak zorundadır.

İlim Çin’de bile olsa kalkıp peşine düşmek gerekir. İnsan ilim için yaşamıyorsa ıstırap içinde, anlamsız ve mutsuz bir ömür geçiriyordur. Çağımız insanının anlamlı ve anlamsız gayretleriyle yüzleşmesi ve yeniden bir yaşam kurgusu inşa etmesi açısından Farabi’nin ilham dolu hayatı ve çalışmaları örnek alınacak niteliktedir.

Farabi kimdir?

Neden Farabi?
İnsan nedir?
Aristoteles ve Farabi
Farabi ne yaptı?
Hakikat
Görmek ve anlamak
Farabi ve İslam
Farabi ne yaptı?
Gerçek mutluluk için fazlalıkları bırakmayı bilmek gerekir
Farabi ve dostluk
Farabi ne yaptı?
Anlamak ve aramak
Kabullenmek ve yapmak
Farabi ne yaptı?
Dünyayı güzelleştirmek
İnsan iyiyi kötüyü, güzeli çirkini ayırt etme kabiliyetlerine sahip olmadıkça insan olma sürecini tamamlayamaz
Farabi ve bilgi
İnsan ve endişe
İnsan ve kötülük
Farabi ve müzik
Farabi ve akıl
Farabi ve mutluluk
Eksik ve kusurlu siyasal rejimler ahlaki açıdan eksik ve kusurlu hayatlara yol açar
Farabi ve cahil insan
Farabi’ de insan ve toplum
Devlet
Devlet ve toplum (adalet ve sevgi)
Yapay zeka, bulanık mantık ve Farabi
Felsefe ve aşk
Erdemlerin en büyüğü ilimdir
Farabi ve görmek
Hissetmek

 

https://www.goodreads.com/book/show/53239723-farabi

leventagaoglu
leventagaogluhttps://www.agaoglulevent.com
Düşünür, Araştırmacı Yazar, Şair. 1983 yılından buyana ihracat profesyoneli olarak çalışan Levent Ağaoğlu, 1997-2001 yılları arasında Hong Kong’da yaşadı; yaklaşan Büyük Asya Yüzyılı’nın ayak seslerini duydu hep. İsmail Gaspıralı’nın “Dil’de, Fikir’de; İş’te Birlik” idealinin peşinde koşarak Türk Evi, Düşünce ve İş Ocağı kitap serileri üzerinde çalışıyor; mütefekkir ve müteşebbis gözlem ve birikimlerini yazıya geçiriyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz


TWITTER

Son Eklenenler