Mimari

Levent Ağaoğlu – Hocam Selçuklu’dan on yazma kalması konuyu ilgili biraz açabilir misiniz, kalmadı mı?

Prof Dr Ahmet Güner Sayar – Bizim siyasi tarihimizde harplere ilişkin her bilgi çok ayrıntılıdır. Rahmetli Mükrimin Halil Yinanç büyük bir tarihçidir. Müthiş bir hafıza. Ben yetişmedim onun ölümü 1962. Bu Laleli’de kıraathanelerde onun sohbeti olurmuş, iki gün Alparslan’ın kılıcını kınından çekmesini anlatırmış. Şimdi burada çok şey karambole gidiyor. Bu adamların ne yiyip ne içtikleri, mimarileri, zevki seyirleri bilinmiyor. Böyle tarih olmaz. Şimdi şöyle bir ayrıntı var. Süheyl Ünver’in defterlerine bakın bunları görürsünüz. Bu ayrıntı biziz, çok konuştukları o sosyal tarih, sosyal tarihimize ait her türlü nesne orada var. Siyasal hayatının en sorunlu partisi Demokrat Partidir. 50-60 döneminde, haketmedikleri şekilde idam edildi.

Ama şu İstanbul’da altmış tane düz damlı bodur minareli mescidin yıkılması sebebiyle herbirine gidiyordu, ya resmini çekiyor ya sulu boya resmini yapıyor veyahut gerekli bilgileri alabilmek için yıkımı yarım saat, bir saat geciktiriyordu. Yazık ediyoruz. Hiç olmazsa şu mıntıkayı korusak. Ümraniye’yi ne yaparsan yüz elli dört değil iki yüz elli dört metre yüksekliğinde yap. Buraya yapma, bu coğrafyada bu sur içinde. Hırka-i Şerif dededen kalma, böyle bir servet anlayışı olabilir mi, müteahhite verelim, ver 3 kata, 5 kata bilmem ne. Dededen kalma haliyle muhafaza et. Bu bir şuur meselesidir, çevre şuuru, tarih şuuru. Bunlar olmadan ben Türküm falan filan olmuyor.

Çünkü bakıyorsun mimariye, hangi milletten olduğu belli değil, Maslak’a gittiğin zaman hangi milletten, milleti belli değil. Boğaz’ın kenarındaki o bey paşa konakları, yalılarında ki zerafet var mı, Göztepe’de hangi milletten belli değil. Tarihi korumamışlar. Benim çocukluğumun bey paşa konakları, Babil’in asmabahçeleri, gördük, gittik. İktisadi inşa ağır bastı. Göztepe’nin Mevlütefendi camii var, yanında mübalalağa etmiyorum yirmi dört kat yüksekliğinde bina var, minare küçüçük kalmış ki minarenin boyu uzun. Çünkü cumhuriyetin mimarisi yok, cumhuriyetin milli mimarisi yok. Tenasüp denen bir kelime var, yani bir organın bir uzvun parçalarının kendi aralarındaki homojenliği, denkliği, ufacık kubbeye ufacık minare olur. Düz damlı bodur minareyi ele alırsak, içine koyacağın Osmanlı’dan kalan ecdat yadigârının o sevimli şeysi, şimdi sanki ne kadar binayı yükseltirse Allaha ulaşacağını zannediyor. Senin orada aklın rehberliğine, cisimlerin mukavemetine inanman lazım, iman o.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
leventagaoglu
leventagaogluhttps://www.agaoglulevent.com
Düşünür, Araştırmacı Yazar, Şair. 1983 yılından buyana ihracat profesyoneli olarak çalışan Levent Ağaoğlu, 1997-2001 yılları arasında Hong Kong’da yaşadı; yaklaşan Büyük Asya Yüzyılı’nın ayak seslerini duydu hep. İsmail Gaspıralı’nın “Dil’de, Fikir’de; İş’te Birlik” idealinin peşinde koşarak Türk Evi, Düşünce ve İş Ocağı kitap serileri üzerinde çalışıyor; mütefekkir ve müteşebbis gözlem ve birikimlerini yazıya geçiriyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

TWITTER

Son Eklenenler