Türkiye

TÜRKİYE KAVRAMI /23 06 2019

Sevgili dostum, iyi günler, iyi pazarlar.

Bugün 23 Haziran, İstanbul’da sıcak bir Pazar günü. Bugün konuşacağımız konu, Türkiye kavramı. Tabii ki bunu Çin’le karşılaştırmalı olarak konuşacağız.

Çin’e baktığımızda dünyanın bir süper gücü, Amerika’nın tek belalısı olarak karşımıza çıkıyor. Çin de bizim gibi çok sayıda hanedanları ve kurdukları devlet olmuş, fakat Çinliler hiçbir zaman şu kadar devlet kurduk, şu kadar hanedan bizi yönetti, demiyorlar. Bir tek şey söylüyorlar “Çin”. Dünya da Çin markasını sürekli zihinlere yerleştiriyorlar. Süper ekonomik güç haline bu sayede geldiler. 1978 den bu yana 50 yıldır bu konuda bilinçli bir plan uyguluyorlar.

Bizlere dönüp baktığımız zaman dediğimiz 16 tane devlet kurduk, Osmanlılar, Selçuklular, Gazneliler, Karahanlılar, Göktürkler, Hunlar, Uygurlar, devletler, hanedanlar bu bir karmaşa. Neden biz, bunun içerisinden sadece Türkiye kavramıyla çıkmıyoruz? Türkiye’den kastettiğim, Türkiye devleti 3 kıtada birden kuruldu. Osmanlıların adı Avrupai Türkiye idi, Avrupa da kurulan ve İngiliz haritalarına baktığınız zaman hep Avrupa kısmına Turkey yazarlar, Anadolu kısmına küçük Asya “Asia Minor” diye yazarlar. Afrika’da Memluklerin kurduğu “Devlet üt Türkiyye”, Anadolu’da kurulan nihai devletimiz ise Türkiye Cumhuriyeti “Türkiye”. Şimdi bizim küçük Asya, Avrupa, Afrika da kurduğumuz devletlerde hep Türkiye vurgusu var.

Bizim için düşünülen hep şu olmuştur, bunlar devlet kuruyor sonra da yıkıyor. Öyle de olmuştur, bu devletler birbirlerini yıkmıştır. O zaman biz Türk Dünyası, Türkistan tarzı adlandırmaları ve hanedan isimlendirmelerini tarihte ki devlet yapılandırmalarını aşarak ve başka bir bakış açısıyla çıkarak, Atlas Okyanusu kıyısı Fas’tan başlayarak Pasifik kıyısına kadar Türk devletlerini, Türkiye kimliği altında buluşturmamız lazım.

Bugün Çin 1,5 milyar nüfusa sahip ama Türkiye’de 1,5 milyar olan İslam Dünyasının lideridir. Türk toplulukları bunun içerisindedir. O zaman iki denk gücü biz karşı karşıya getirmiş olacağız. Bunun getirisi; nasıl ki bir ürünün arkasında “Made in China” yazıyor, bizim de yapmamız gereken bir “Made in Turkey” markalamasını yaygınlaştırarak, bu 3 kıtada ki bu aslında 4 kıtadır, Hindistan’ı da bir kıta olarak sayarsak çünkü 5 tane devlet var, o da bir alt kıtadır. Bu 4 kıtada ki ürünleri Türkiye markası adı altında birleştirerek büyük bir güç yaratmak, tek Türkiye algısını oluşturmak olacaktır.

 

Bir Zamanlar Türkiye Avrupadaymış…

 

1802 tarihli harita

Bir Zamanlar Türkiye, Afrikadaymış…

Memlûk Sultanlığı
سلطنة المماليك / دولة المماليك
Dawlat al-Mamālīk/Saltanat al-Mamālīk
Türkiye Devleti
دولة تركيا
ed-Devletü’t-Türkiyye

Devlet üt Türkiye haritası. Memlukler

Sözü çok fazla uzattık, bir şiirle tamamlayalım.

 

Kendirden basma,

Kenevirden Fistan

Büyük Asya, Küçük Asya,

Afrika, Avrasya

 

Boylar, Toylar, Soylar

Altaylılar, Çağataylar,

Çuvaşlar, Kıpçaklar,

Kazanlar, Kumanlar,

 

Farslar, Tacikler, Özbekler

Mısırda Memlukler

Devlet üt Türkiyye

Avrupa da Osmanlılar

Devleti Aliyye

Asya da Hunlar, Oğuzlar

Devlete devlet oldu,

Millet te Millet Oldu

 

Gök Türkiye

 

İyi pazarlar.

 

Büyük Türkiye, Güçlü Türkiye, Gök Türkiye,

Gök Çadır, Dünya Devlet Türkiye

 

Hoşça kalın.

 

 

“BÜYÜK TÜRKİYE” kavramı 12 05 2019

Sevgili dostum,

“Büyük Türkiye” kavramı üzerine düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. “Büyük Türkiye” kavramı ülkemizde ilk kez siyasetçilerden Süleyman Demirel tarafından kullanılmıştır. Kendisinin “Büyük Türkiye” başlığı adı altında bir kitabı da vardır. Türkiye’yi hep büyük olarak nitelemiştir. Günümüze baktığımızda Türkiye’yi büyük olarak niteleyebilir miyiz, bu bir soru işareti. Süleyman beyin kastettiği “Büyük Türkiye” kavramının içerisinde sanayisi büyük olan Türkiye’den bahsediyordu, tarımı kendi kendine yeterli olan bir Türkiye’den bahsediyordu. 1980 öncesi dönemde, sanayileşme sözcüğü Türkiye’nin gündeminde olan kilit bir kavram idi ve Türkiye’nin tarımı kendi kendine yeterliydi. Günümüze geldiğimizde ise bunları görebiliyor muyuz?

Ayrıca 1990’larda bir başka büyükten daha bahsedilmeye başlandı. Ama bunu büyük olarak niteleyen Clinton Amerika’sıydı ve Greater China “Büyük Çin” kavramını gündeme getirmişti. Şimdi burada Büyük Çin’den kastedilen o bölgede Çin, Hong Kong, Tayvan, Macao ve Güney Doğu Asya’da ki Endonezya, Malezya ve Filipinler gibi ülkelerde yerleşik olan Çinlileri kastediyordu. Bu büyüklüğün bugün gerçek olduğunu görüyoruz. Çin artık “Büyük Çin”dir, “Greater China”dır.

Sonradan 2000’lerde Amerika’nın başına geçen Bush yönetiminden itibaren Amerika bu kavramı terk etti. Bu kavram sadece Clinton’la söz konusuydu. Şimdi Çin artık enerji alımını yuan ile gerçekleştiriyor, Amerikan Dolarını terk ediyor, ipek yolunu hayata geçiriyor, o zaman Çin büyüktür.

Şimdi dönüp Türkiye’ye baktığımız zaman Türkiye’nin büyük olabilmesi için Çin gibi kapsayıcı olması lazım. Kapsayıcıdan kasıt, “Büyük Türkiye” nin içi nasıl dolacak? Yani Çin gibi olmak, dünyada etkili bir konumda yer alabilmekten bahsediyorum. Benim burada “Büyük Türkiye” olarak özellikle görebildiğim, tarihin mirasının olduğu ülkelerde yani binlerce yıl yer aldığı Asya, Hindistan, İran, Türkistan daha sonra Hindistan’da Babür İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası olduğu 3 kıta, Büyük Asya, Afrika, Avrupa. Bugün Türkiye olarak anılan ilk devlet “Devlet-i Türkiye” Mısır’da kurulmuştur. Büyük Türkiye, Müslüman dünyasının sınırlarını kapsar. Sadece bugün Misak-ı Milli sınırları değildir, bütün Müslüman ülkeler ve bizim tarihi derinliğimizin olduğu ülkelerdeki sınırları kapsamaktadır. Benim bakış açım bu şekildedir.

Selam ve sevgiyle.

 

TÜRKİYE’LER KAVRAMI 10 09 2020:

Güney Kuşağı:  Mağrip. Mısır (Memluk). Mezopotamya/Maşrık (Levant)

Kuzey Kuşağı:  Macaristan. Moğolistan. Mançurya

Orta Kuşak    :  Merkez Türkiye. Maveraünnehir (41.Paralel)

 

 

 

leventagaoglu
leventagaogluhttps://www.agaoglulevent.com
Düşünür, Araştırmacı Yazar, Şair. 1983 yılından buyana ihracat profesyoneli olarak çalışan Levent Ağaoğlu, 1997-2001 yılları arasında Hong Kong’da yaşadı; yaklaşan Büyük Asya Yüzyılı’nın ayak seslerini duydu hep. İsmail Gaspıralı’nın “Dil’de, Fikir’de; İş’te Birlik” idealinin peşinde koşarak Türk Evi, Düşünce ve İş Ocağı kitap serileri üzerinde çalışıyor; mütefekkir ve müteşebbis gözlem ve birikimlerini yazıya geçiriyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz


TWITTER

Son Eklenenler