Ana Sayfa Yazılar Bilgelik İyi ki varsın canım Türkiye'm

İyi ki varsın canım Türkiye’m

Yabancı bir ülkeye yeni geldiğinde farklılıklar farketmek kolaydır.Yaklaşık 16 yıldır yaşadığım Türkiyem artık hayatımın da bir parçası oluvermişti. Acısıyla tatlısıyla geçirdiğim kocaman 16 yıl, kalbimde bu ülkeye karşı derin ve muazzam bir iz birakmıştı.
Bir çok işte çalışmış hatta kendi işimi bile kurmuştum. Ta ki 2019 yılında çıkan covit salgınına kadar. Kolay olmayan bir karar vermem gerekiyordu.  Ya memleketime  gidecektim ya da Avrupa’ya .Sonra tabiki karar verdim ve Avrupa’ya gittim. Yeniden bir ülke değiştirmiştim ancak bu sefer diğerlerinden daha farklı olan bu ülke değişimi, içimde kocaman bir boşluk oluşturmuştu.
Içinde bulunduğum şartlar gitmeme sebep olmuştu ancak kalbimin bir parçası hala Türkiye’de kalmıştı.
Kesinlikle ve kesinlikle Avrupa’yı kötüleyemem çünkü her ülkenin kendi standartları ve güzellikleri vardır. Fakat bu dünyada Türkye’de olduğu gibi cana yakın insanları olan bir ülke daha olduğunu düşünmüyorum.

Bir Gürcistan vatandaşı olarak Avrupa’ya geldiğimde ilk olarak Türk marketi  aramıştım. Sokaklarda Türkçe konuşanları gördükçe sevinçten peşlerine düştüm.

Avrupa’ya adım attığım ilk günlerde her yeri gezmiş ve  doğasıyla, güzelliğiyle,  kalitesiyle muhteşem yerler olduğunu düşünmüştüm.

Herşey en yüksek kalitedeydi.  Fakat neden bilmiyorum enerjisi bana çok soğuk ve buz gibi göründüğünü fark ettim. Ama Türkiye’de işe gitmeden önce yolda bir şeyler atıştırmak için evimin karşısında duran simitçiden simit alma şansım olunca simidimi alır koşa koşa tramvayi ya bindiğimde etraftakiler beni görmesin diye gizlice çantamdan Mıs gibi gelen kokusuna dayanamayip gizlice parça parça koparıp yerdim. Meğerse o anlarım ne kadar mutluluk veriyormuş bana? Şimdi o günlerim  aklıma geldikçe arkadaslarıma anlatirken zevkle ve coşkuyla gülümsüyoruz.
Düşünebiliyorsunuz o kadar stresli ve yorgun  işten gelmeme rağmen, akşamları balkonumda  yada pencere kenarında demleyip içtiğim çayın tadını hiç bir ülkede anlamamıştım.
Tam şu anda Avrupa’nın bol yeşilliği içinde kocaman bahçesinde oturmuş  cıvıl cıvıl kuş sesleri eşliğinde doğanın içinde de olsam,  İstanbul’da  yaşadığım Çapa Semtindeki evimin o küçük balkonunda oturup, demlenmiş bir çay yada sahlep içmeyi son nefesimi tüketsem de kesinlikle tercih ederdim.
Yaşadığım bu duyguları herkes anlayamayabilir çünkü anlamaları için derin  yüreklerinde hissederek sevmeleri lazım.
Iyi ki varsın canım Türkiye’m ve lütfen ne olursa olsun dimdik ayakta durmaya devam et, Olur mu?
Nino Beradze
leventagaogluhttps://www.agaoglulevent.com
Düşünür, Araştırmacı Yazar, Şair. 1983 yılından buyana ihracat profesyoneli olarak çalışan Levent Ağaoğlu, 1997-2001 yılları arasında Hong Kong’da yaşadı; yaklaşan Büyük Asya Yüzyılı’nın ayak seslerini duydu hep. İsmail Gaspıralı’nın “Dil’de, Fikir’de; İş’te Birlik” idealinin peşinde koşarak Türk Evi, Düşünce ve İş Ocağı kitap serileri üzerinde çalışıyor; mütefekkir ve müteşebbis gözlem ve birikimlerini yazıya geçiriyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

TWITTER

Son Eklenenler