Levent Ağaoğlu – Nedret Bey’e sorum, sizin bahsettiğinizle alakalı küresel müesses nizamı, bir nizam daha var Nizam-ı Alem Türk İmparatorluğu. Nedret Bey özellikle gazeteci olarak bu bilgilerin içerisine girip, çıkıyor sürekli, onun bir ucu gözüküyor mu? Nizam-ı Alem’den Türklerin yani kastımız nedir, Türklerin bölgesel olarak tekrar genleşmeleri, onun mümkünatı var mıdır? Biz sürekli işte Rusya, Amerika o dengelerde miyiz?

Mehmet Bey’in az evvel bahsettiği Anıtkabir’de İngiltere başbakanı “Yurtta sulh, Cihanda sulh”u deftere neden yazdı? Sizin 16 Temmuzda yayınlanan söyleşinizde Fetö’yle Amerika ortak düşman idi, gizli öznesi İngiltere nerede duruyor? Yani bu 15 Temmuz’da, 9 Mart-12 Mart olayı yaşandı mı, merak ediyorum nerede İngiltere? Kahrolsun Amerika, diye çok bağırılan bir yerde İngiliz tilkiliği vardır, diye düşünüyorum.

Nedret Ersanel – İngiliz tilkiliğiyle Amerikan kartalının altındaydı 15 Temmuz’da. Onun bir parçasıydı, İngilizlerin de bilmediğini düşünmüyorum, ama ben bunu delillendiremem. Şu an onun üzerine çalışmıyorum, ama şunu biliyorum bu olayda, Amerika Birleşik Devletlerinin habersiz olduğunu düşünmek aklını ve şuurunu yitirmek demektir. Bundan da İngiltere’nin habersiz olduğunu düşünmek en azından aklınızın, şuurunuzun bir tarafını yitirmek demektir. Aslında birinci olan soru benim için kıymetli soru. Öncelikli olduğu için söylüyorum. Bize maalesef dünya dış politikasının dayattığı iki tane klişe var.

Bunlardan birisi konjonktür yani şartlar, ikincisi de real politik denen tarifdir. Ama böyle olacak, çünkü real politik o demektir. Buraya 20 tane su koymazsınız, çünkü o kadarlık yer yok. Ama Türkler koyar. Bunu söylediğiniz zaman ne onlar bunu anlıyor, ne biz derdimizi anlatabiliyoruz. Ama 15 Temmuz’da biz oraya 500 tane koyduk. Yer olmayan 3 bardaklık yere, 500 tane koyduk.

Onların anlamadığı da bu, onlar hiçbir zaman bu toprakları çözemeyecekler. Bizim mefkureden anladığımız hiçbir zaman anlamayacaklar. Bu da bir hayırdır ama, anlasalar belki daha tehlikeli olur. Bizim hissettiklerimizden inançlarımızdan, edebimizden ama en önemlisi ben o kelimeyi çok seviyorum, mefkureyi bilmiyorlar, onun için hiç öyle bir şey yok. Şimdi bakıyor adam diyor ki ya Suriye’den biz çekildik, Türkler Ruslara yaklaştı, bu olmaz diyor. Tekrar aynı hatayı yapacak. Şimdi bu şartlar dediğimiz şey de sizin o hep Amerika ile, Rusya arasında gidip gelecek miyiz? Vallahi gidip geleceğiz, çünkü sebebi bizde, onlarda değil. Boyuna kızıyorlar, efendim savunma sanayimiz bu zamana kadar dışarı bağımlıydı bu kadar beklenir mi? Bizde cevabını veriyoruz, beklemiyoruz diye ama, beklemedik mi bekledik işte. Bu her atalete uğradığında bu ülke, her önü kesildiğinde devrim arabalarında olsun, Cumhuriyet döneminde uçaklar olsun ya da hem Mustafa Kemal’in hem Recep Tayyip Erdoğan’ın bağımsız karakterinde olsun, en sevdiğim sözüdür Mustafa Kemal’in “bağımsızlık, benim karakterimdir,” çok önemlidir. Bunları her unuttuğumuzda bunlar bizim başımıza gelecek. Ondan sonra hep birlikte ağlıyoruz, biliyorsunuz. Bu böyle olmamalı, işte bir ara dedim ya konuşma sırasında aynı bu kelimeyi yazdım üç ay önce şimdi diyorlar ki beyaz bir sayfa açalım. Beyaz sayfa şurada Yalçın Bey’in kitabından göstereyim. Yani şurada beyaz sayfa açıyorlar, gerisinin olduğu gibi kan. 15 Temmuz’dan sonra çıkıp Amerika Dışişleri Bakanı demedi mi ki: Amerika’nın tarihinde ne darbe yapmak vardır, ne de darbeleri desteklemek vardır. Şimdi bu adama siz Türk mefkuresini mi anlatacaksınız.

Bütün Amerikan tarihi darbe ve darbe yaratmak üzerine kurulmuş olduğu halde bunu söylüyor işte. Biz kendi işimize bakalım yani. Kendi işimize şu kadarcık baktığımızda bile nasıl dağıldıklarını gördünüz işte. Herkesin her yere gücü yetmiyor artık. Yeni dünya böyle bir dünya. Ama ben öyle tek kutuplu, çok kutuplu tariflerinde artık çöktüğünü düşünüyorum. Bambaşka bir şey var. Avrupa birliğini görelim, Amerika’nın yeni durumunu görelim, Ruslarla şu anda herhangi bir durum gözükmüyor. Orta Asya’yı ihmal etmeyelim. Çin’i hiç ihmal etmeyelim. Tarihten kaynaklanan bazı ülkelerle ciddi sorunlarımız var, İran’ı ihmal etmeyelim, Suudi Arabistan’ı ihmal etmeyelim. Mısır’ı derleyelim, toplayalım. Bunlar iyidir iyidir, bunları hep birlikte yapalım. Sonra gerisi gelir.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
leventagaogluhttps://www.agaoglulevent.com
Düşünür, Araştırmacı Yazar, Şair. 1983 yılından buyana ihracat profesyoneli olarak çalışan Levent Ağaoğlu, 1997-2001 yılları arasında Hong Kong’da yaşadı; yaklaşan Büyük Asya Yüzyılı’nın ayak seslerini duydu hep. İsmail Gaspıralı’nın “Dil’de, Fikir’de; İş’te Birlik” idealinin peşinde koşarak Türk Evi, Düşünce ve İş Ocağı kitap serileri üzerinde çalışıyor; mütefekkir ve müteşebbis gözlem ve birikimlerini yazıya geçiriyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

TWITTER

Son Eklenenler