Konferans

Levent Ağaoğlu – Konferansımıza hoş geldiniz. Kutadgu Bilig ile ilgili şahsen 3-5 dakika Necati Bey’in konusu civarında dolaşacağım. Necati Bey kendisi içeriğine girip çok değerli düşüncelerini bize iletecekler. Şahsen ben bu 5-10 dakika içerisinde neyi yapacağım, Haziran 2015’den bu yana benim şahsi tefekkür gündemim düşünürlerimizle ilgili. Bu düşünürlerimizin de başlangıç noktası Oğuz Kağan diyelim. Milattan önce 200’den bu yana. Bu çizgide biz şu an misal konuyu siyaset gündemine getirdiğimizde, biz onarlı yılları, Türkçede pek on yıl kavramı yoktur. Batılılarda var, İngilizcede decade derler, on yıl böyle hesaplarlar. Biz yıllar bazına baktığımızda binerli yılları değerlendirmek istiyoruz.

Kutadgu Bilig Yusuf Has Hacib 1017 yılında doğdu. 2017’de bininci yılını bitirdi. Ondan önce bin yıl var, baktığımız zaman o bin yıla, o çizgiyi ben size aktarmaya çalışacağım, kendi bildiğimce, kendi bakış açımdan. Zaman, zemin, zihin çizgisinde. Ben dün gece Kahire’deydim. Gece saat 3 buçukta uçağa bindim. Bu 5. gidişim. Kahire’de de Kutadgu Bilig var. O zemin çizgisi devam ediyor. Ona da değineceğim. 1017’den geriye doğru bin yıl gittiğimizde Oğuz Kağan’ı görüyoruz. Oğuz Kağan’da neyi görüyoruz, orada bir bilgeden bahsediliyor. Daha sonra ileriye gittiğimizde 646 yılında Bilge Tonyukuk doğuyor. 724 yılında ölüyor ve Bilge Tonyukuk benim özellikle üzerinde çalıştığım düşünür ki ilk yazan düşünürümüzdür. Yazıya ilk kez geçen, taşa hak etmiştir. Haketmek tabiri kullanılır. Taşa yazdırtmıştır.

56 satırlık taşta muhteşem düşünceler var. Muhteşem bir dil var. Şimdi buna baktığımızda bu dil nasıl gelişmiş, nereden gelmiş, çok çok şaşırtıcı kullandığı dil. O zaman bu şunu gösteriyor. İşte Kutadgu Bilig’de o zaten benim anladığım kadarıyla, kutsal bilgi kut getiren bilgi, mutluluk değil, kut. Şimdi biz bakıyoruz, Bilge Tonyukuk, Kutadgu Bilig, bir de Ayasofya var. Ayasofya’nın anlamını ben sonradan keşfettim. Kutadgu Bilig’le aynı şey. Aya aziz, kutsal, sofya da bilgelik, bilge.

Şimdi bu nasıl oluyor? Bir mimari eser 550’de yapılıyor İstanbul’da. Bunu yaptırtan Justinianus, Türkçe anlamı kanuni demek, Süleymaniye’yi yapan Sultan Süleyman’ın da sıfatı kanuni. Ne mene bir iştir bu. İşte burdan benim şahsen çıkardığım bu Ayasofya, Kutadgu Bilig aynı anlamlara gelmesi, Justinianus, Kanuni, şahsen çıkardığım bilgelik doğuda. Kutadgu Bilig’den çıkan esas mesaj: bu üzücü bir mesaj, çok üzücü bir mesaj bu. Çünkü biz kendi kutadgu metinlerimizle bağımız kopmuş. Burada verilen mesaj, yabancılaşma, biz yabancılaşmışız. Şunları ben neden yanımda getirdim. Bana iki gün evvel söylendiğinde konunun üzerinde düşünmeye başladım. Bizim Kutadgu Bilig’imiz 1000 sayfayı aşkın bir eser. Karahanlılar devrinde, Karahanlıların Yusuf yazmaya başladı. Yazdıktan sonra has hacip oldu. Karahanlı hükümdarı için yazdı. Bunu da Şahname’yi Firdevsi Gazneli hükümdarı kendisinden istedi. 40 bin altın verdi, Firdevsi Şahname’yi yazdırdı. Ama Gazneliler’in istediği Gazneliler ve Karahanlılar aynı, Gaznelilerin istediği Türkleri övücü bir eser ortaya koymasıydı. Fakat o Türkleri övmeyen, üzen birtakım ifadelerde bulundu sonra altın gümüşe çevrildi falan. Neticede ne oldu, Şahname’yi İranlılar ezbere biliyor, ezbere. Gidiyorsunuz, kahvelerinde dize dize okuyorlar. Biz Kutadgu Bilig’i ne kadar biliyoruz, ben ne kadar biliyorum şahsen kendime dönüp bakayım.

Burada benim Kutadgu Bilig’le ilgili aldığım mesaj nedir kut hakimiyettir, sizi dünyaya hakim yapar. Bu Türklerin yakaladığı çok çok önemli bir bilgi,  Bilge Tonyukuk da bilgelikle başlıyor. Çok çok önemli bir nokta, fakat dönüp biz 1017’den 2017’e geldiğimizde bakıyoruz ki hiçbir dizeyi hatırlamıyor, bilmiyoruz. Burada ben şahsen altını çizerek bu yabancılaşma konusunun üzerinde durmak istiyorum, biz yabancıyız. Kendi metinlerimize, kendi değerlerimize yabancıyız. Zemin olarak baktığımda da bu yabancılaşmayı şöyle göreceğiz.

Üç tane yerde bunun yazması var. Bilge Tonyukuk’un ki yazıttı, yazıttan önce destanlar var, Oğuz Kağan destanı, yazıttan sonra yazma Kutadg Bilig yazması geldi. Bu yazmalar nerede? Herat Afganistan; şu an Amerika işgali altında, Kahire, Mısır, onu da oradaki bir Alman buluyor. Ne durumda olduğunu gayet iyi biliyoruz. Ben dün gece oradaydım. Demokrasi-si diyorum, orada demokrasinin hiçbir şeyi yok. Ve üçüncü nokta İstanbul. İstanbul’un da iki sene evvel neler yaşadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Şimdi o zaman bu Herat dediğimiz Afganistan’dan başlayıp, Kahire’den devam eden çizginin şu an neler yaşadığını, işte demek ki bu üç zeminde birer yabancılaşma yaşanıyor. Burada şimdi sözü hocama bırakıcağım. Bize Necati Bey Kutadgu Bilig metnini yansıttığında biz konuyu çok daha iyi değerlendirmiş olacağız.

21 Mart 2018 Avrasya Bir Vakfı. Kutadgu Bilig Konferansı.

 

 

Önceki İçerikİmza Günü
Sonraki İçerikSeminer
leventagaogluhttps://www.agaoglulevent.com
Düşünür, Araştırmacı Yazar, Şair. 1983 yılından buyana ihracat profesyoneli olarak çalışan Levent Ağaoğlu, 1997-2001 yılları arasında Hong Kong’da yaşadı; yaklaşan Büyük Asya Yüzyılı’nın ayak seslerini duydu hep. İsmail Gaspıralı’nın “Dil’de, Fikir’de; İş’te Birlik” idealinin peşinde koşarak Türk Evi, Düşünce ve İş Ocağı kitap serileri üzerinde çalışıyor; mütefekkir ve müteşebbis gözlem ve birikimlerini yazıya geçiriyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

TWITTER

Son Eklenenler