Dil

Tonyukuk’un mesajı kaybettiğimiz iki temel değer üzerinden bize ulaşmaktadır: Dil ve Din. Dil’in Gücü, aynı zamanda büyük bir Türk Düşünürü olan Nermi Uygur’un kitabının adıdır “Dil’in Gücü”. Tonyukuk’un yazıtındaki edebi anlatımları, atasözleri, şiirli dili, benzetmeleri bizleri hayrete düşürmektedir.  Anlaşılan Tonyukuk kadim bir dili ustalıkla işlemektedir. Kullanılan dilin, çok eski tarihten buyana varolduğu anlaşılmaktadır. Wilhelm Thomsen, Danimarkalı Filolog, atalarının dilini bulmak hevesiyle Yazıtı çözümlemeye başlamış fakat sonradan bunun başka bir dil olduğunu anlayarak hayretler içinde kalmıştır; O dil, Türkçe’dir.

Sorun esaret idi ve bu esaretten Tonyukuk düşüncesi ile çıkılmış, istiklal elde edilmiştir. Sorun; fikir ile çözülmüştür. Sorunun nasıl çözüldüğü konusu ise ilk kez Tonyukuk tarafından yazıya geçirilmiştir. O halde; Fikir ve Dil, en değerli hazineler olarak Tonyukuk tarafından bizlere bırakılmıştır.

Sorunun çözümü yolunda Dokuz Oğuzların ve Göktürklerin izledikleri farklı yollar da Türk Düşüncesinde iki farklı ana akımın başlangıcını teşkil etmiştir; zaman boyutunda ise Dokuz Oğuzlar (Uygurlar) Çin esaretinde kalmışlar, Göktürk’lerin çizgisini temsilen Türkiye Cumhuriyeti ise bağımsız bir devlet olarak bambaşka bir coğrafyada varlığını sürdürmektedir.

Tonyukuk unutturulmuştur çünkü fütühat, fetih fikri ile yabancılaşmaya karşı gelmiştir. Türkler bu sefer de Avrupa tarafından temel karakteristiklerini terketmeye zorlanmışlar ve beş denizin, üç kıtanın kesişme noktasındaki dünyanın en stratejik coğrafyasında yer almalarına rağmen; her yönden çerçevelenmiş, Edirne-Ardahan arasındaki karasal Anadolu coğrafyasına baskılanmışlardır.

Çin Seddi ve Avrupa Birliği, entrikaları ile aynı sınırların geçilmemesini zorlamışlardır.

Dil; Tonyukuk Türkçesi’dir, arıdır ve bilgelik dilidir. Düşünce ve felsefe geliştirmenin mayasıdır, çoğaltan etkisi yapan. Dil; düşünce üretimini kolaylaştırmasına yönelik durulaşma duyarlılığı için de güçlü bir çağrıdır.

Tonyukuk; yazı, düşünce ve felsefemizin başlangıcıdır. İsmail Gaspıralı’nın “Dil’de, Fikir’de, İş’te Birlik” ilkesinin kökleri Tonyukuk’un düşünce ve felsefesinde kendini göstermektedir. İşte bu Birlik düşüncesinin nasıl uygulandığını bulmaya çalışmalıyız. Tonyukuk’un Çinlileşmeyelim yaklaşımı, Birlik temellidir. Bu fikrin köklerinde Kutluk Kağan ile birlikte girişilen İstiklal Mücadelesi vardır ve dil birliğinde billurlaşan ideal günümüzde de canlıdır. “Dil ve Fikir Birliği” ise Türkiye ve Türkistan arasındaki iş birliktelikleri ile 41.Paralel özelindeki temel ekonomik kalkınma ve işbirliği aksıdır.

Dil, Yazı, Düşünce: Kaynaklar

  • Dil ve Düşünce ilişkisi konusunda; Dr. Şaban Teoman Duralı Dil, Tarih, Coğrafya ve Ufuk, Youtube)
  • Dil, Yazı ile kaimdir: Teoman Duralı (Youtube)

Mesajlar (Dil):

  • Aksiyon, Vizyon vb. yabancı sözcükleri kullanmamak.
  • Dil yoluyla düşünceyi kolaylaştırmak, zenginleştirmek
  • Dil ile kavram yaratmak
  • Dil’imizi keşfettik

İlk kez Tonyukuk Yazıtında tanıştığımız Türk kimliği, KökTürkler (GökTürkler) devletini yaratmış (8.yy), 11.yyda ise Bugünkü Mısır’da Tolunoğulları ve ardından Memluklar tarafından kurulan devletin de adı olmuştur Türkiye. Anadolu Coğrafyası ise İtalyan tüccarlardan başlayarak 12.yy’dan itibaren Türkiye olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Göktürklerin seferlerinden itibaren de Maveraünnehir bölgesi Türkleşerek Türkistan olarak anılmaya başlanmıştır. Batılıların Osmanlı’ya verdikleri isim de Türk İmparatorluğu idi. Özellikle Rumeli Coğrafyası Batılılar tarafından Türkiye olarak anılırdı. 20.yüzyıl ise iki Türk Cumhuriyeti’ne; Batı Trakya Türk Cumhuriyeti (BTTC, 1913) ve Türkiye Cumhuriyeti’ne (1923) tanıklık etmişti.

Tonyukuk’dan başlayarak 1300 yıldır Türk’den anlamamız gereken, Yazıtında ifade edilen değerlerdir; bir bilgelik ve fikirin adıdır Türk. Sözkonusu değerler yukarıda kronolojik olarak sıraladığımız biçimde Uzak Asya’dan başlayarak, Afrika, Avrupa başta olmak üzere tüm kıtalara yayılmış, Türk dilinin dünyada en çok konuşulan ilk beş dil arasında yerini almasının yolunu açmıştır.

Tonyukuk, savaşçı ve kahraman ve bir komutan idi ve tarihe ise Bilge sıfatı ile geçmiştir. Demir Kapı seferi ile 8.yüzyılda başlattığı Bilgelik misyonu 1000’li yıllarda Kutadgu Bilig ile Türkistan’da hayat bulmuş ve Rumeli’ye ilk geçen Türklerden olan Sarı Saltuk ile Avrupa’ya da sıçramıştır. O halde Tonyukuk’un ilk kez kayda geçirdiği Türklük ile hayata geçen fikir birlikteliği ve yaşamı ile ortaya koyduğu Bilgelik; geçmişten gelen ve bizleri yarınlara da taşıyacak olan evrensel değerlerimizdir. 1.Göktürk Devletini yıkan Çinliler, Türkleri, Tutukluk (ing. protectorate) (çince duhu fu) olarak adlandırılan bölgelerde kontrol altında tutmaktaydılar. Yunzhong Tutukluğunda müfettiş olarak görevli olan Tonyukuk, isyan ve istiklal hareketine kaçarak katılınca, Tutukluk dönemi sonlanmış ve Türkiye’ye kadar uzayan Avrupa ile Asya yolları Türklere açılmıştır.

Tutukluk dönemini bitiren nedir? şeklinde sorulduğunda bunun cevabı fikir olarak gözükmektedir. Kutluk Kağan ve Tonyukuk’un tutkulu bir fikri (İstiklal), tutukluğu ve Tutukluk bölgelerinde tutsak edilen Türklük dönemini sonlandırmış; Türklerde fikri ideallerin ve tefekkürün önemini ortaya koymuştur.  Sözkonusu Tefekkür ilerleyen yüzyıllarda İslamiyet dairesine girildikten sonra; Tasavvur, Teşebbüs ve Tasavvuf şekillerindeki Bilgeliği daha da derinleştirmiştir. 1922’lerdeki Milli Kurtuluş Mücadelesinde de tutsaklığa isyan ederek, Göktürk Devletinin İstiklal misyonunu devam ettirmiştir. Türk Aklının ve Asya Düşüncesinin canlandırılması noktasında Bilge Tonyukuk Yazıtı, bir başlangıç noktasıdır ve ivme gücünü haizdir.

Bilge Tonyukuk, yazıtı ile bir vasiyeti miras bırakmıştır; bilgelik ve yazı. Bilgelik bir güçtür. Bilge Güç, Tonyukuk’un Çin gibi çok daha üstün bir gücü dize getirmesinin altında yatan düşüncenin gücüdür. Diğer bir güç unsuru ise yazıdır. Tonyukuk Yazıtı, bizim ilk yazılı belgemizdir. Anlamını kuvvetlendirmek için taşa nakşedilmiştir, anıtsallaştırılmıştır. Tonyukuk, düşüncelerini eyleme geçiren bir düşünürdür; hem düşünce, hem de eylem adamıdır. Yazıtında sürekli fiil kullanmaktadır. Bilgeliğin, münzevi bir yaşam sürmek olmadığını eylemleri ile göstermiştir. Bilgelik, eylemliliği de gerekli kılmaktadır. Bu eylem örgüsünün bir parçası da yazıdır, yazarak düşüncelerini aktarmaktır. Bilge kişi aynı zamanda yazardır. Bilgilerini yazarak başkalarına aktarmaktadır.

Bilge Tonyukuk, düşünce tarihimizin sıfır noktasıdır, yazıtı ise sıfır taşımızdır. En zor olan da sıfırı bir yapmaktır. Bir yapmanın yöntemi ise Bilgeliktir, Bilge Güç olmaktır. Tonyukuk’tan 56 yıl sonra doğan Harezmi ise sıfır sayısını ilk kez matematik işlemlere uygulayarak bu zor yolu aşmış ve insanlığa büyük bir hizmet yolunu açmıştır. Tonyukuk, bilgisini uygulamıştır, bildiklerini aynı zamanda yapmıştır; tüm bunları da sonunda yazarak taçlandırmıştır. “Bilen yapmaz, yapan da yazmaz” tarzındaki kısır döngüyü, ön yargıyı kırmıştır.

Sözkonusu birliktelik, Bilge’nin vasiyeti, bizlerin ise mirasımızdır. Bu mirasın üzerine, yüzyıllar boyu yapılan eklemelerle, Büyük Asya Düşünce Geleneğimiz, bir halı gibi, tüm renkleri ve desenleri ile inceden inceye sabırla, maharetle dokunmuştur. Miras sahipleri olarak bizlerin görevi, Tonyukuk’tan başlayarak bu büyük düşünce geleneğinin kavramlarını tek tek tespit ederek sözlüğünü meydana getirmektir. Düşünce kavramlarımızın açıklıkla ortaya konması, Türk Aklı’nın sistematik işleyişi için bir rehber vazifesi görecek, Avrupalılaşma’nın getirdiği kompleksler ve yabancılaşmanın aşılmasını sağlayacaktır.

Yazıttan İstanbul’a olan mesafe 8000 km’dir. Uzayan mesafe ve yollar ne yazık ki beraberinde yabancılaşmayı da getirmiştir. Neticede, kurucu değer olan Töre terkedilmiş ve yerine Tanzimat getirilmiştir. Tanzim edilen akabinde taksim de edilmiştir. Tonyukuk yazıtı yazılı ilk kadim bilgimizdir. A’dan Z’ye tüm Bilimler kapsamında, bilimlerin sunduğu en yeni imkanlar ve açılımlar çerçevesinde sözkonusu kadim bilgi Tonyukuk’un yazıtı ve Çin kaynaklarındaki kayıtlardan yararlanılarak ortaya çıkarılmalıdır. Tonyukuk’la ilgili 350 civarında kaynak tespit edilmiştir. Oğuz Kağan ile başlayan 2 bin 200 yıllık Türk devlet geleneği, Tonyukuk ile birlikte Çin Meritokrasisinin (liyakat yönetimi) ilkelerine de nüfuz etmiştir.

Oğuz Kağan ile Tonyukuk arasında 1000 yıla yaklaşan bir zaman aralığında çok güçlü bir devlet ve millet geleneği oluştuğu anlaşılmaktadır ki bu ilk kez Tonyukuk tarafından belgelendirilmiştir, kayda alınmıştır. Tonyukuk’tan sonraki 1000 yılda da Türkler resmi olarak 16 devletlerinden 11 adedini kurmuşlardır. 5 devlet ise Tonyukuk öncesi dönemde kurulmuştu. Tonyukuk, Göktürklerin tutsaklık yıllarında, Çin’de Çin Seddinin dışındaki topraklarda doğmuştur, Çin’de eğitim görmüştür, Hapishaneden kaçana değin Çin’de geçen yaşantısı, Çin stratejilerini ve Çinli karakterini çok iyi biliyor olması kendisini bizim ilk Sinoloğumuz yapmıştır ki ardından gelen Harezmi ve Biruni gibi Hindologlarımızın da, yabancı kültürleri tanıma anlamında da öncüsüdür. Yabancı kültürlere ve dillere olan ilgi Türkleri daha sonra Maveraünnehir ve Horasan coğrafyalarındaki Farsi ve Anadolu/Rumeli coğrafyasındaki Rumi kültürü içselleştirip/dönüştürme, yerlileştirme konusunda zenginleştirmiştir; çünkü Türk Medeniyetinde aslolan insan ve adalettir.

Kadim Bilge’miz Tonyukuk’dan beri Türk; Çinli olan ile, Hindli olan ile, Farsi ve Rumi olan ile içiçedir; birliktelikleri deneyimlemiştir. Yazıttaki Hintçe ve Soğudça (Perslerin ataları) kelimeler, Göktürklerin Roma İmparatorluğu ile olan ilişkileri; herbiri birer Tonyukuk mirasıdır. Buradan geldiğimiz nokta Medeniyetler Bileşkesi’dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 2200 yıllık devlet geleneğinde bayraktarlığını yaptığı husustur. Batı kendisini yüksek Medeniyet olarak etiketlerken, en yüksek noktasında 2 Dünya Savaşı’nı insanlığa yaşatmıştır.

Pınar; Orhun Nehri Vadisinde Tonyukuk Yazıtımızdan almaktadır kaynağını.  Bilge Tonyukuk adının başında yeralan ‘Ton’ ibaresinin imlediği gibi Birinci’dir, bir İlk’tir: Birinci Düşünürümüzdür, Bilge’mizdir, Yazarımızdır, Stratejist’imizdir, Vezir’dir, Hakim’dir, Başbakan’dır, yazılı Kadim Bilgimiz’dir. Yazıtı ise hem Sıfır hem de Sınır Taşı’dır.

Sınır Boyu’na dikilmiştir ki “Türk ülkesine Hoşgeldiniz” Anıtıdır. Tarihte Türk adını taşıyan 3 Devlet kurulmuştur; Göktürk Kağanlığı, Batı Trakya Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti. Sonsuza kadar yaşayacak olan Türkiye Cumhuriyeti, Asya’daki Kadim Kağanlık ile Avrupa’daki Türk mühürünün bileşkesidir. Türkler kadim bilgilerini Bilge Tonyukuk, Kutadgu Bilig ve Aya Sofya Camii (Kutsal Bilgi) olarak Taş Yazıt, Yazma Eser ve Mimari Eserlerde biraraya getirdiler. Batı’da İstanbul’da Ayasofya inşa edilirken Bumin Kağan doğuda Göktürk Kağanlığını kurmaktaydı.

Stratejist Ömer Özkaya, aşağıdaki paragrafta mitoloji ve kadim bilginin hayati önemine vurgu yapmaktadır.

“Almanya, Mezopotamya ve Hindistan’da yaptığı arkeolojik kazılarda Kadim Bilgi’ye ilişkin önemli veriler elde etti. Almanya’yı Almanya yapan, Hint Mitolojisi’dir. İngiltere ise bu bölgelerin daha ziyade kaynaklarını sömürmekle meşgul oldu. Almanya diğer Avrupa güçleriyle karşılaştırıldığında bu anlamda daha temiz bir sicile sahiptir. Kadim Bilgi, Almanya’nın en önemli bilgi kaynağı. Bilgi, modern dünyanın Tanrı’sı gibi. Kadim Bilgi, Almanya’nın yücelmesinde önemli pay sahibi. İngiltere, Kadim Bilgi’yi önceleri iyi niyetle kullandı. Amerika hâlen, Almanya’nın Kadim Bilgi’yle ilişkisini çözme çabasında ve Kadim Bilgi’yle irtibat peşinde.” Ömer Özkaya, İngiltere’nin Geleceği (3), Güneş Gazetesi, 6 Kasım 2016

Internet evreninin kurucularından   Nicholas Negroponte Türkçe’yi bir rüyanın gerçek olması durumu olarak açıklamaktadır.

Turkish is very simple to synthesize. You pronounce each letter: no silent letters or confusing diphthongs. Therefore, at the world level, Turkish is a dream come true for a computer speech synthesizer. (Being Digital, Nicholas Negroponte, London, 1995) 

Türkçe, sentez oluşturmak için kolay bir dildir. Hiçbir sessiz harf ya da kafa karıştırıcı ikili ünlüler yoktur. Her harfi telaffuz edilmektedir.  Bu nedenle, dünya düzeyinde, Türkçe, bilgisayar konuşma sentezleyicisi için bir rüyanın gerçek olması durumudur. (Being Digital, 1995 Nicholas Negroponte, Londra,)

Nicholas Negroponte: Gelecek Gündemi ?

Bilgisayarlarda mouse’un terk edileceğini ve ekranların parmakla yönetileceğini 1984 yılındaki bir konuşmasında öngören ve bunun gibi birçok inovatif fikirleriyle öne çıkan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü MIT Media Laboratuvarı Kurucusu Nicholas Negroponte, İnovasyon Haftası’nın en önemli konuklarından birisi olarak öne çıktı; inovatif olabilmenin ipuçlarını verdi.

Negroponte’nin ipuçlarını değerlendirdiğimizde, Türkiye‘nin inovasyon açısından kuvvetli yönlerinin dilimiz Türkçe ve farklılıkları barındıran sosyolojik yapımız; zayıf yönlerimizin ise dışa kapalılığımız ve Negroponte’nin deyimiyle “yakın arkadaşımız disiplin” olduğunu söyleyebiliriz.

  • “Siz çalışırken birisi gelip yaptığınız işi saçma bulduğunu söylerse bundan onur duymalısınız. Bu yaptığınız işte doğru yolda olduğunuzun göstergesidir.”
  • Türkçe dili iyi fonetiği olan sayılı dillerden biri ama inovatif kullanamıyorsunuz. İnovasyon kültürü gelişmemiş.“
  • “İnsanla bilgisayarın konuşması gerekiyor.”
  • “Sanat ve teknoloji kombinasyonu bilgisayarlarda can bulmuştur.”
  • “Yeni fikir ve inovasyonların nereden geldiğini araştırdığımda, bunların farklılıklardan geldiğini ve homojen bir toplumun inovatif bir toplum olmadığını gördüm.”
  • “Birbirine çok fazla uymadığı düşünülen şeyler birlikte yaşayabilmektedir.”
  • “Dışarıya bakmak çok önemli. Özellikle büyük kurumlarda şirketin yarısı diğer yarısını yönetir. Dolayısıyla yalnızca o büyük şirketin yüzde 25’i hakikaten inovatif kişilerin enerjisiyle yönetilir. Disiplin ise sizin arkadaşınız değildir. Bazen çok disiplinsiz veya kaotik ortamlar gerekebilir inovasyonun ortaya çıkabilmesi için. Size verebileceğim en önemli tavsiye, inkrementalizm dediğimiz yani adım adım gidebilme sizin ve yaratıcılığın düşmanıdır. Hedefe yavaş adımlarla ilerlemek sizin dostunuz değildir.”
  • “Yeni öngörü insanla bilgisayarın konuşması fikridir.”
  • “Yaratıcı bir toplum için en kritik ve hassas nokta insanlar arasında bağlantı kurmaktır.”
  • “Bağlantı kurmaya bir insanlık hakkı olarak bakabilir miyiz? Bu soruyu sorduğumuz zaman her şey değişecek. İnsan olduğumuz için buna hakkımız olmalı. Bugüne kadar hiçbir ülke önerdiklerimi yapmadı. Şimdi Türkiye’ye öneriyorum. Türkiye bunu yapabilirse başarılı olur. Bağlantıyı, interneti ücretsiz yapabilirse topluma katkı olur. Daha büyük bir ekonomi için internet ücretsiz olmalı”
  • “30 yıl içinde bilgi hapları üretilecek, hangi bilgi isteniyorsa o hap içilerek o bilgiye sahip olunacak.”
  • “İnovasyonun olması için ülkelere en büyük önerim; interneti ücretsiz yapın gelişmeleri göreceksiniz”
  • “İnterneti bedava yapın!”
  • “Egitim ucretsiz olmali, internet ucretsiz olmali”
  • “Eğer ülkeler interneti ücretsiz yapabilirlerse başarılı olurlar.”
  • “Yeni fikirler nereden gelir?

1-Farklardan

2-Olası pozisyonlardan

3-Dışarı bakmaktan

4-Disiplin arkadaşınız değildir.”

  • “Gelecekte Basılı kitapların kalmayacağı güneşin batacağı gibi aşikar bir durum”
  • “Basılı kitaplar kalkacak.”
  • “Haber endüstrisinin gelişmesine karşın, kağıt endüstrisi düşüştedir”
  • “Kağıda basılmış bir gazeteyi çok uzun süredir okumadım’’
  • ‘’Türkiye’nin inovasyonla ilgili yaptığı başarılardan örnek verebilir miyim bilmiyorum. Türkçe’nin yapısı gereği, dili gereği en azından konuşma anlamında çok etkin ve fanatik bir dile sahip. Bu ne demek? Yani kelimeleri olduğu gibi okuyan ve seslendiren bir dil. Umardım ki, dilin bu yapısı konuşma-tanıma anlamında, fikir üretme anlamında domine etsin, mesela konuşma teknolojisinde. Sadece bir fikir.’’
  • “Yaratıcı bir toplum oluşturulmasında kontrol hissi etkili olacaktır. Gelecekte mülkiyet anlayışı ve ilişkileri değişecektir”
  • “Gençlerin artık ev ve araba alma yönündeki ihtiyaçları azaldı, araçlar ortak kullanılmaya başlanacaktır.”
  • “Gelecekte şimdi üretilen araçların sadece yüzde 10’u üretilecektir”
  • ‘’Eskiden banliyölerden şehir merkezine gelmek için araç alırdık. Şehir merkezlerinde yaşıyoruz. Eski araçları şimdi kullanmıyoruz. Kendi kendine giden araçlar olduğunda çok daha az ihtiyaç duyacağız’’
  • “Gittiğim her ülkede yaptığım bir çağrıyı Türkiye’ye de yapıyorum. Hiçbir ülke bunu yapmadı ama siz yaparsanız eşsiz olursunuz. İnterneti ücretsiz yapın. Yolda yürümek nasıl ücretsizse bağlantı kurmayı da ücretsiz yapın’’

Kaynak: TED Talks, Nicholas Negroponte, Mart 2014

Önceki İçerikDüşünürlerimiz
Sonraki İçerikSoru’nun Gücü
leventagaogluhttps://www.agaoglulevent.com
Düşünür, Araştırmacı Yazar, Şair. 1983 yılından buyana ihracat profesyoneli olarak çalışan Levent Ağaoğlu, 1997-2001 yılları arasında Hong Kong’da yaşadı; yaklaşan Büyük Asya Yüzyılı’nın ayak seslerini duydu hep. İsmail Gaspıralı’nın “Dil’de, Fikir’de; İş’te Birlik” idealinin peşinde koşarak Türk Evi, Düşünce ve İş Ocağı kitap serileri üzerinde çalışıyor; mütefekkir ve müteşebbis gözlem ve birikimlerini yazıya geçiriyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

TWITTER

Son Eklenenler